1965 Kitabından Bölümler; Türkiye Bu Günlere Nasıl Geldi-2?

  1960-1970 yılları arası Küresel sermaye faaliyetleri

 

  1. 16 Eylül 1961'de Hasan Polatkanile Fatin Rüştü Zorlu'yu ve 17 Eylül 1962'de ise Adnan Menderes'i idam edildi. Onları idam eden sistem Küresel Sermaye olduğu iyi anlaşılması gerekiyor. Onlar getirdi ve onlar götürdü.
  2. Darbe sonucunda gidilen seçim sonucunda Milli Birlik Komitesi ile seçime gidildi. Tek başına CHP iktidar olamadı ve AP koalisyon kuruldu. CHP tek başına iktidar olsaydı Harp daire başkanlığı ve Küresel Sermayenin etkileri siline bilirdi. Tüm siyasi partilerde siyaset yapanlar Cumhuriyet ilk kurulduğu yıllardaki jenerasyon Atatürk’le beraber onun idealleri ve ülküsünü bilen jenerasyon arasına Küresel Sermaye belki parmakla sayılabilecek kadar sızmışken 1954 yılından sonra bu sayı ciddi bir şekilde artmıştır. Barış gönüllülerin çalışması ile Kin’i olan veya ona yatkın olacak kişileri tespit edip, yetiştirip, ekonomik ve siyasi olarak destekleyerek etkin pozisyonlara getirilmiştir.

27 Mayıs darbesini yapan milli birlik komitesi
 Milli Birlik Komitesi Üyeleri

  1. Orgeneral Cemal GÜRSEL,
  2. Kurmay Yarbay Refet AKSOYOĞLU,
  3. Kurmay Yarbay Mucip ATAKLI,
  4. Kurmay Yüzbaşı Emanullah ÇELEBİ,
  5. Kurmay Binbaşı Vehbi ERSÜ,
  6. Kurmay Binbaşı Suphi GÜRSOYTRAK,
  7. Kurmay Yarbay Suphi KARAMAN,
  8. Kurmay Binbaşı Kadri KAPLAN,
  9. Kurmay Yüzbaşı Kamil KARAVELİOĞLU,
  10. Kurmay Albay Osman KÖKSAL,
  11. Kurmay Albay Fikret KUYTAK,
  12. Kurmay Albay Sami KÜÇÜK,
  13. Kurmay Yarbay Sefcai OKAN,
  14. Orgeneral Fahri ÖZDİLEK,
  15. Kurmay Binbaşı Mehmet ÖZGÜNEŞ,
  16. Kurmay Binbaşı Selahattin ÖZGÜR,
  17. Kurmay Binbaşı Şükran ÖZKAYA,
  18. Kurmay Albay Haydar TUNÇKANAT,
  19. Tuğgeneral Sıtkı ULAY,
  20. Kurmay Binbaşı Ahmet YILDIZ,
  21. Kurmay Albay Muzaffer YURDAKULER,
  22. Korgeneral Cemal MADANOĞLU,
  23. Binbaşı Fazıl AKKOYUNLU,
  24. Yüzbaşı Rıfat BAYKAL,
  25. Yüzbaşı Ahmet ER,
  26. Kurmay Binbaşı Orhan ERKANLI,
  27. Kurmay Yüzbaşı Numan ESİN,
  28. Kurmay Yarbay Orhan KABİBAY,
  29. Kurmay Yarbay Kadri KAPLAN,
  30. Binbaşı Muzaffer KARAN,
  31. Binbaşı Münir KÖSEOĞLU,
  32. Kurmay Yüzbaşı Muzaffer ÖZDAĞ,
  33. Yüzbaşı İrfan SOLMAZER,
  34. Binbaşı Şefik SOYUYÜCE,
  35. Binbaşı Dündar TAŞER,
  36. Kurmay Albay Alparslan TÜRKEŞ,
  37. Tuğgeneral İrfan BAŞTUĞ.

 

4.D'Hondt Sistemi: Belçikalı matematikçi Victor D'Hondt tarafından geliştirilen ve nispi temsil oranlarını belirleyen sistem. Türkiye'de 1965 seçimleri hariç, 1961 yılından bu yana bu sistem uygulanıyor. Böylelikle iktidarda olanın işine gelen bir sistem, oyun az olsa da milletvekili sayın fazla olacaktır. Eğer oylar dağılmış ise barajdan dolayı meclise giremeyen partilerin oyu en çok oyu alan partiye yarayacağı için %30-35 alan bir parti %50-60 oranında milletvekili çıkartabiliyor.

 5. Polis Enstitüsü’yle birlikte Polis Koleji’nin de müdürlüğünü yürüten emekli Albay Cemal Alkan’dan çıktı. Türk polisinin kuruluş günü olarak 10 Nisan 1845 tarihi kabul edildi ve 10 Nisan 1962 tarihinde ilk Polis Bayramı kutlandı. Böylelikle, polis teşkilatının kuruluşu olarak belirlenen tarihten 117 yıl sonra polis günü kutlamaları başlatılmış oldu. Cumhuriyetten daha eski olduğunu imajını vermek ve Osmanlı bağlantısını kurmak. Askerden farklı bir silahlı gücü ön plana çıkartmak. Bununla birlikte kendi sivil yapılanmasını sağlamak ve ileride çatışma ortamı yaratmak için sivil polisleri (maaş verdikleri militan polis okullarına sızmaları kolaylaşacak)  Kendi kuracakları sisteme karşı olanları elemek, kini yerleştirmek için cinayetler yada eziyetler yapmak özellikle faili meçhullerde izlerinin kaybolmasının kolaylaşması için  

 6. BARIŞ GÖNÜLLÜLERİNİN GERÇEK YÜZÜ   27 Ağustos 1962 tarihinde yapılan ikili anlaşma ile Türkiye'ye gelmeye başlayan Barış Gönüllüleri'nin bu ülkedeki faaliyetleri 1971 yılına kadar devam etmiş, bu süre içinde Türkiye'de 1460 Barış Gönüllüsü görev almıştır. Bu sayı her kaynakta farklı verilmektedir. Uğur Mumcu O yıllarda yazdığı yazının başlığı “Çağın suçu” olarak adlandırmıştır.

Barış gönüllüleri; daha önce bahsettiğim klişe bir isim olduğu için özenli seçilmiştir. Recai Kutan Darbe tutanakları ifadesinde savaş yok Barış gönülleri neden geldi anlamadık dedi. Barış gönüllüleri sayısına her kaynak farklı vermesi enteresan bir noktadır. Ülkemizde Üniversitelerde İngilizce eğitimi ağırlıkta verdiler. Bir yoruma göre öğretilmek istenen dil ağır İngiliz edebiyatında olan ve gündelik hayatta kullanılmayan bir dildir. Amaç yabancı dil bilen sayının az olması isteniyor.

Köyleri dolaşarak kütüphane yaparak 8 ay ile 2 yıla kadar kalmışlardır. En önemli nokta budur. Ülkemizde sosyal dokuyu, insanların yapısını, acılarını, kinleri de dahil olmak üzere tabiri caiz ise bizi bizden daha iyi öğrenmişlerdir. Ayrıca adı Barış Gönüllüleri olması itibari ile barışı savunuyoruz. Kürtlerle Türklerin arasında ki barışı savunuyoruz. Eğer onlara karşı olursan Türklerle Kürtler arasındaki barışa karşısın!   Güneydoğu bölgesinde insanları ayrımcılığa itmesi; PKK örgütünü kurulması için özgürlük ve barış söylemleri ile uzun süren çalışmaların sonucudur. 1969 da Küresel Sermayenin görevlendirdiği Abdullah Öcalan tarafından kuruldu 1974 ‘te ilk öldürme eylemi yapmıştır. Örgüte militan yetiştirilmesi için kin ekilmeliydi. Gladyo, Jitem adına ne denirse densin oradaki halka eziyet edilmesi o yıllarda başlamıştır. Halk Toprak ağası, PKK, eziyet eden polis ve asker arasında yatırımların yapılmasını engellenmesi, oradaki öğretmenlerin katledilerek eğitime engel olunması insanları göçe zorlamıştır. Göçün ülke ekonomisine negatif etkisi kaçınılmazdır. Büyük şehirlerde alt yapı, konut ihtiyacı doğurmuştur. Rantın önünü açmıştır.   

 

Türkiye’de süttozu dağıtılması diğer bir faaliyetidir. Araştırıldığında görüşülecek ki hem tarım ülkesi olan bir ülkede “Süttozu” gerekliliği yoktur ve hayvancılığa bir darbedir. Ayrıca içinde hangi kimyasal olup olmadığı bilinmemektedir. Kullanımın zorunlu tutulması benim üzerinde durduğum konudur. Tavsiye edersin isteyen kullanır. Dünyada ayrıca mercek altında tutulması gereken sektörler ilaç ve sağlık sektörüdür. Büyük şirketlere  bakmak gerekiyor, hastalıkların çıkış sebebi, insanların dirençlerinin düşmesi, aldıkları gıdanın özellikleri gibi epidemiyolojik olarak değerlendirilmelidir.

 

Diğer faaliyetleri ise enteresan şekilde Tavuk üretimine önem vermeleri, Amerikan Rhode Island Tavuk cinsinin yaygınlaşması istenmiştir. Kendi tavuk cinslerimiz olmasına rağmen özellikle Amerikan tavuğu nedendir? Tavuk derisinin bir özelliği aldığı kimyasalları tutma özelliği vardır. Bu konu uzmanlarınca araştırılmalı; daha sonra ki yıllarda çıkan salgın hastalıkların sebepleri açısından değerlendirilmelidir. Günümüzde Kuş gribi örneğinde olduğu gibi!

 Barış Gönüllüleri Üzerine araştırmalar derinleştirilmeli, kimlerle temasa geçtiği hangi ilçe ve köylere gittiği ve oradan siyasette ön plana çıkan kişilerin kimler olduğu değerlendirilmelidir.

 7. 1967 te Devlet Bahçeli’ye “ülkü Ocakları” kurduruldu. 1970 yılları çatışma ortamında sağ sol çatışmaları, Çorum ve Maraş olayları temelinde bu yapıya yakın kişilerce olmuştur. Bu olaylara katılanlar Küresel Sermayeye yardımcı olduklarını bilmiyorlardı

 8. 1967 ‘te FETÖ örgütü kurulmuştur. Bu yapı Barış Gönüllülerin çalışmasını kendi örgütüne uygulamış ve hızla üye sayısını artırmış olup. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada “Türkçe öğretmek “ adı altında yapılanmıştır. Bu konuda çok kitap olması maalesef devlet içine sızdıkları için hedef saptırma, yalan haber, sahte deliller ile kendisini gizlemiştir. Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu gibi Atatürkçü Yazar ve araştırmacılarda dahil olmak üzere bir çok faili meçhul cinayetler Küresel Sermaye paralelinde faaliyet gösteren bu ve benzeri örgütlerce yapıldığına kuşku yoktur. Daha sonra değineceğimiz Ergenekon ve Balyoz davaları ile ne kadar etkin Atatürkçü gazeteci, yazar, asker ve araştırmacı varsa hapse atıldığı dönemleri yaşadık. Hesaba katmadıkları Bursa Nutku ile gençlere yaptığı uyarıda da anlaşılacağı üzere milyonlarla sel oluruz.

 9. 1965 ‘te Milli Türk Talebe Birliği tekrar açılmıştır. Daha önce sol tandansta olan ve yine o zamanda Küresel sermayenin desteği bu sefer karşı siyasi görüş olarak açılmıştır. Millî Türk Talebe Birliğine üye olup Türk siyasetinde öne çıkan isimler olmuştur. Bunların arasında; Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Eski Yardımcısı Beşir Atalay, Millî Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer, Enerji ve Tabi Kaynaklar Eski Bakanı Taner Yıldız, Kültür Eski Bakanı ve Meclis Başkanı İsmail Kahraman, İçişleri Eski Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin ÇelikBahattin Yıldız ve Hizbullah (Türkiye) cemaati kurucusu Hüseyin Velioğlu, Metin Akpınar gibi birçok isim bulunmaktadır. Bu kadronun bir yerde toplanması, aynı partide olması, iktidarda olması tesadüf olamaz. Üst düzeyde olmaları hiç tesadüf olamaz.

Amerikan deniz kuvvetleri 6. Filoya karşı olan gösterilerde çıkan olaylar sonra adı “Kanlı Pazar” olarak bilinen olayda protesto edenlere saldıranlar bu birlik üyelerince yapılmıştır. Oysa bugünlerde Amerikan karşıtı olan bu derneğin eski üyeleri sadece Amerika’ya karşı eylem yapan bu kişilerin hakkına girmiş olmuyorlar mı? O kişilerin hakkı ne olacak?

Anti –Komünizm adı altında yapılan tüm cinayetler aslında Küresel Sermayenin işine geldiği bugün çok iyi anlaşılmıştır. 68 kuşağı önderlerinden geleceğin Başbakanı, profesörleri olacak 43 kişi gerek Barış Gönüllüleri gerekse Anti-Komünist yaklaşımlarca tek tek tespit edilmiş ve öldürülmüştür. Oysa o kuşak “tehlikeyi görmüş” “Ne Amerika ne Rusya Tam Bağımsız Türkiye demiştir”. Bu sözlerin şimdi ne kadar anlamlı olduğu, ülkemizde çatışma ortamını Amerikan dostlarının yaptığı, cemaatçilerin din yerine siyasi hareket olduğu ve 15 Temmuz darbesini yapanlardır.

Atatürk, kurtuluş savaşı sırasında Rusya’dan yardım almıştır ancak Türkiye için ideal sistemin Komünizm olmadığını görmüş, kendine has bir sistem kurmuştur.

 Alnı secdeye değen kişilerin yapmış olduğu 15 Temmuz Darbe girişimi sonunda toplumun bazı konuları artık daha iyi anlamıştır. Örneğin hep eleştirilen ve kin beslen konuların başında İstiklal Mahkemeleri gelir. Mürit bulmak için en çok kullandıkları İstiklal Mahkemeleri dindarları astı yalanı şimdi daha iyi anlaşılmıştır. Elbette insanların idam edilmesini savunmuyorum ama o dönemin şartları değerlendirdiğinde savaştan çıkan ve devrimler ile aydınlanması gereken Anadolu; bağnazlıktan, din istismarından, Amerikan manda yönetiminden, küresel sermaye yandaşlarından, Türkiye Cumhuriyeti ülküsünden uzak ülkeyi bölmeye yönelik her türlü oluşumların mesela Rum- Pontus- Ermeni ayrımcılığına karşı kurulmuştur. Eğer hastalığı oluşturan virüs en başta ezilmezse nasıl bu günlerde yaşadığımız FETÖ hastalığı gibi durumu o yıllarda yaşayacaktık. Bu nokta da şunu ifade etmek gerekiyor; Fethullah Gülen Kur’an-ı Kerim’den sureleri örnek gösterse de hep kendi yazdığı kitapları okutmuştur. Yani İslam’a hizmet etmemiştir.

İslam’ı ve cahil demek zorunda olduğum saf Müslümanları kullanmıştır. Çünkü ilk emir “oku” ‘dur. Sen kendi dinini asıl kaynak olan Kur’an-ı Kerim’ den öğrenmek yerine bir takım kendine din alimi diyen soytarılardan öğrenme yolu cahilliktir. Atatürk sırf bu yüzden Türkçe Mealini yayınlatmıştır. Eğer dine karşı olmuş olsaydı ne mealini yaptırırdı ne de günün ilk ezanın okunduğu Japonya’da ki Camii ‘yi yaptırmazdı.

Cemaatçilerin din işleri yerine şirket pazarlama, adam kayırma, adam kaçırma, suikast, darbe gibi her türlü din dışı işlerle uğraşan aslında dini duyguları sömürü yapan kim olursa onlar dinin dışına çıkmıştır. Amaçları paradan başka bir şey değildir artık. Çocuk yaşta aldıkları bu çocukların ülkemiz için çalışması gerekirken önemli bir kayıp olarak karşımıza çıkıyor.

 Toplumun bölünme ile çatışma ortamına girmesinin en büyük sonucu “ İstikrarsızlıktır”. Hem o yılları birde sebepleri olan Küresel sermayenin etkin olduğu bilgisi hem de onun destekçilerinin yaptıklarını bu açıdan değerlendirilmesi ayrıca önümüzdeki yıllarda bu toplumsal olaylara karşı verilmesi gereken tepkileri düşünmemiz için ayrıca veriyorum

Unutulmaması gereken bir kişi, örgüt, parti, hatta ülke olmadığı küresel sermayenin büyük şirketlerin artık ülkelerden üstün bir noktada olduğunun farkındalığıdır. Karşımızda Amerika yada İsrail gibi bir ülke değil onları bile yöneten küresel sermaye ve aileler var. Ülkeleri kullanmasalar “Terörist yapılanma “ olacağı için karşımıza Amerika olarak çıkmaktadır.

 Bazı bilgileri özellikle vermekte fayda olduğunu düşünüyorum Kronolojik sıra ile bakarsak sizlerin de ekleyeceği çok olay olacaktır;

d'hondt sistemi ülkü ocakları mttb fetö

Yorum Yap
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı - Çevre Mühendisi Alpay AYDIN