Atatürk'ü Anma ve 19 Mayıs Gençlik Bayramı Kutlu Olsun

Cumhuriyete neden ihanet edilir. İnsanların bir topluluk içinde birey olarak haklarının yasalarca her hangi bir din, ırk ve dil gözetmeksizin bir vatandaş olarak haklarının korunduğu sistemler bütünü diyebiliriz. Neden istemez böyle bir yapıyı?

 İnsanlar ihtiyaçları ve çıkarları doğrultusunda hareket eder. Birisi varlıktan diğeri yokluktan dolayı davranışlarını etkiler. İnsan bireysel gelişiminin temellerinin atıldığı yedili yaşlarına kadar sevgi içerisinde büyümez ise derin travmalara kadar gidecek etkilenmeler olur. Bu sevgisizliğin yanında gördüğü şiddetle de ilgilidir. Tüm bunlar kişi özelinde değerlendirilmesi gereken konulardır genelleme yapmak doğru olmaz. Kalbinde kin olmayan kasten kötülük yapamaz. Sorunun cevabı biraz burada gizlidir; Cumhuriyete karşı olanların ortak yanı kalplerinde kin olmasıdır! Bu şekliyle baktığımızda farklı düşünce sistemlerine inansalar bile Cumhuriyete hatta Atatürk’e karşı olmakta nedense birleşiyorlar. O yüzden onları birbirleri ile mücadele ediyorlar diye sanmayın.  Hem kendi istedikleri konuların konuşulmasını, hem de insanların birbirleri ile taraf olarak güçlenmesinden diyedir. Çünkü toplumu böldüğünde onlar birbirleri ile uğraşırken kendileri kamu kaynaklarından nemalanmaktadır.  Kurtuluş Savaşında,  Cumhuriyet Halk Partisini kurduğu zamanlarda, İcraat ve devrimlerini gerçekleştirdiği zamanlarda dahil olmak üzere muhalif güçler yok değildi. Ne için muhalifler di; öncelikle halkın alması gereken kaynakları kendileri kullandığı için, insanların maraba olmaktan vatandaş olmasına kadar gerçekçi bir dönüşüm onların çıkarlarına zarar vereceği içindir. O yıllara bakıldığında borç içinde olan Osmanlı devleti sarayın zevkü sefası haricinde herkes fakirlik içinde, toprak ağaları ve birkaç devlet görevlisi haricinde bırakın fakirliği açlıktan kırıldığı toplum;  II.Abdülhamit döneminde Osmanlı, toplamda 1.600.000 kilometrekareye yakın toprak kaybetti.1878 Berlin Antlaşması'yla Batum, Ardahan, Kars, Oltu, Kağızman Ruslara, Kotur kazası ve civarı İran'a, Bosna Hersek Avusturya'ya bırakıldı. Bulgaristan önce özerk, sonra bağımsız oldu. Karadağ, Sırbistan ve Romanya bağımsız oldu. Şarki Rumeli Eyaleti kuruldu ve önce özerk, sonra bağımsız oldu. Girit fiilen Yunanistan'a geçti.
II.Abdülhamit döneminde İngiltere, Kıbrıs ve Mısır'ı alarak adeta Akdeniz'e yerleşti. Bunların hatırlanması olayları doğru bir şekilde hatırlanması açısından önemlidir.  

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 da başlayan mücadele  İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde (Musée National de Céramique) imzalanmış antlaşmasına rağmen yılmadan 29 Ekim 1923 Türkiye Cumhuriyetinin ilanı ile taçlanmıştır. Cumhuriyet ilanından sonra oturmayıp Avrupa’nın 400 yıllık gelişini yakalayıp ve hatta geçmemiz 19 yıl gibi kısa bir sürede sağlayan devrimleriyle eşi benzeri olmayan bir liderdir.

İnsanlar her hangi bir şeyin gerçek değerini kaybettiği zaman anlar. Dört yıl süren Kurtuluş savaşı mücadelesi esnasında özgürlüğün kaybolmasını anlayan kuşaklar Atatürk’ün değerini anlıyor. O tarihten bugüne üçüncü veya dördüncü kuşak hayatını sürdürmekte ve bu özgürlüğü kaybetmenin değerini anlayamaya bilir ancak en kolay örnek Filistin’in bugünkü halidir. Osmanlıya karşı İngiliz işbirlikçileri ile isyan başlatıp sözde özgürlüğünü kazanan ve bayrağında Osmanlıya karşı savaşanların kanını simgeleyen kırmızı renk aslında yine İngiliz tasarımıdır. 1960 yıllara kadar topraklarını satmakta çekinmeyen Filistinliler bir gün toprak sahipleri arazimden çıkın dediğinde anladı ve kendi ülkesinde mülteci pozisyonuna düşmüştür. O yıllarda topraklarını satanlara karşı çıkanlar ile “ adamlar toprakları alıp götürecek mi?” diye dalga geçildiğini hatırlatmakta fayda vardır.

Bu tespitler önemlidir. Atatürk ve laik Türkiye Cumhuriyeti ile tarihin beşiği olan Anadolu’nun asıl sahipleri olan bizlerin özgürce topraklarımızda gezebiliyoruz.

Atatürk’e muhalif olanların ortak yanı küresel sermaye tarafından beslenen ve Osmanlı içinde bile isyanlar çıkartan ve Osmanlının zayıflaması ile bölmeye çalışan gerek ırk gerekse dinsel çevrelerin “klasik ingiliz tarzı” böl yönet için beslediği adamların hem kendi çıkarları parasal ve mevki açısından artması için desteklemiştir. Diğer ortak yanı kinli olmalarıdır. Kin yerleşmesi doğal olmamıştır elbette. O yıllarda ve şimdilerde bile kinin yerleşmesi için bir takım sosyal olaylar, suikastlar, işkenceler bir takım çevreler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu noktada en dikkat çekici durum devletin içine sızmış kişilerce yapılmasıdır. Atatürk’ün yaşadığı yıllarda bile bu yapı bazen en yakınlarına kadar girebilmiştir. İstiklal Mahkemelerinde asılanlar devrimlere karşı gelen ve vatan hainliği yapan kişilerdir. Yoksa şapka takmadı için değildir. Ajanlık yaptıkları içindir. Şapka sadece devlet memurları ve milletvekillerine takmak zorunlu idi halk için olmadığını söylemek yeterlidir sanırım. Dolayısıyla bu çarpıtmalara karşı özellikle bizim gibi çağdaş laik Türkiye Cumhuriyetini savunan kişilerin iyi bilmesi gerekmektedir.  BU öyle bir durumdur ki FETÖ örgütünün uydurmalarını bilmediğiniz zaman karşınızdaki kitle ikna olmuyor. Çünkü tarihle ilgili ayrıntı verip çarpık bilgileri paylaştığında inanıyorlar ve karşımıza çıktığında o ayrıntı diyebileceğimiz bilgiyi bilmediğinde “- bak tarihi bilmiyorsunuz sonra inanıyorsunuz sonra bizi suçluyorsunuz  “ demeye başlıyorlar. Diğer bir konuda çocukken balon oyunu vardır. Kulaktan kulağa söylediğin şey çarpıtılıp katlanarak büyük bir yalan balonuna döndüğünü bilirsiniz. Bunun gibi kulaktan kulağa yayıldığında insanlar bu hurafelere inanmaya başlamaları sürpriz olmuyor. O yüzden öncelikle Atatürk Nutuk’u bu sebeple yazmıştır. Kendi dönemini kendi ağzından öğrenmemiz içindir. Atatürk’ün hakka yürümesinden sonra yerini doldurmak elbette mümkün olmaması İsmet İnönü’ye büyük yük getirmiş olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak gerek Atatürk zamanında gerekse Atatürk sonrasın da devlet içine sızan bu kişiler Atatürk’ün hastalanmasından, Dersim Olaylarına kadar birçok olayda parmakları vardır. Kasım Gülek, Fevzi Çakmak, Kazım Orbay, Cemal Gürsel, Adnan Menderes, Celal Bayar birçok isim sayıla bilir. Neden bunlar yaşanıyor? Küresel sermayeyi dünyada tek yenebilmiş kişi Mustafa kemal Atatürk’tür. Bu galibiyet sadece askeri olarak değil ekonomik, siyasal, sosyolojik ve psikolojiktir.  Bu o kadar büyük bir olaydır ki dünyada sömürgeciliğin bitişini başlatmıştır. Gandi’ni bir sözü vardır Atatürk’e kadar ben İngiltere’yi tanrı sanıyordum güneşin batmadığı ülke idi. Meşhur tuz yürüyüşünü başlatarak Hindistan’ın özgürlüğünü kazanıp sömürgeciliği bitirmiştir. Dünya solcuların gıpta ile baktıkları CHE Guevara’nın Bolivya’da öldürüldüğünde çantasında Nutuk çıkmış ve her zaman esinlendiğini belirtmiştir. Ülkemizde ki komünistlerin CHE’yi sevip Atatürk’e karşı olmaları anlaşılması güç bir konudur.

Yurtta Sulh Cihanda Sulh diyerek dünya barışının iskân edilmesi ve Memleket savunması haricinde savaşmak cinayettir diyen büyük liderin kişilerle uğraşacağını düşünmek onu hala anlaşılamadığının göstergesidir. Atatürk’ün yaşamında 3 tane 19 olması onun yaşamında olan diğer 19 sırrının başka bir tanesidir. Birinci 19; gençlik yılları, ikinci 19; askeri yılları, üçüncü 19; devrimcilik yıllarıdır. Devrimler yapan biri kişinin insanlarla uğraşacağını düşünmek anlamsızdır. Elbette Atatürk tek başına olmadı özellikle Milli Şef İsmet İnönü başta olmak üzere belki bir avuç insanla liderlik yatı ama milyonlarca Anadolu insanı ile bunu başardı.

Günümüze geldiğimizde özellikle 1950 yılından itibaren Marshall yardımları ile borç, Kore savaşı,  gibi bir çok konuda Cumhuriyetin ilk yıllarında ki hala kırılamamış gelişmişlik rekorları kıran devrimlere aykırı davranışlarla o ivmeden uzaklaşmaya başlamış siyasi ve ekonomik olarak gerilemenin yanında , NATO ‘ya girerek askeri yapısı değiştirilmiş ve Harp Daire Başkanlığı kurularak darbeler ile ülkemizi tanıştırmışlardır. Ekonomik krizler, yabancı sermayenin ülke kaynakları sömürmesi ülkemizin fakirleşmesini hızlandırdı. 1980 darbesinde düşünen kesim başta olmak üzere akademik alanda bir çok değerli kişinin öldürülmesi, işkence görmesi gibi insanlık dışı muamele ile akademi, sanat, bilim ve ekonomi alanında darbeler ile Özal’ın sözde açılım hareketleri toplumdaki dejenerasyonu hızlandırmıştır. Bu süreçte birçok örgüt ve cemaati kuran küresel sermaye devlet kadrolarına bu örgüt üyelerini yerleştirerek daha sonra kritik kararlarda işine gelecek kararları vermesi için yerleştirilmiş ve izlenmiştir.

Erdal İnönü ile tekrar özellikle sosyal yaşamın üstünlüğünü isteyen kesimin yükselmesi  1994 seçimlerine kadar Deniz Baykal’ın yaptığı dalavereler ile tekrar bölünme dağılması ile koalisyonlar zamanını, 1994 devalüasyonunu Kod adı İstanbul Gülü olan Tansu Çiller ile ekonomik buhranlar Bülent Ecevit ve Devlet Bahçeli ikilisine verilen görev ; bize acı ilacı içirmek sözde sol DSP ile sözde milliyetçi MHP ‘nin iktidar olabilmesi için diğer bir küresel sermaye örgütü olan pkk’nın başı Öcalan’nın teslim edilmesi ile iktidara gelmesinin başka bir amacı ise Ne solcu Nede Milliyetçi olan “denenmiş” partilerden başka “yeni” bir partinin denenmesinin önünün açılmasıdır. AKP’nin gelişini sağlamak için tarihin en çok partinin girdiği 2002 seçimleri ince hesapların yapıldığı bir seçim ile halkın %45 tercihinin meclise yansımadığı bir seçimle gelmiştir. Yıllardır okullarında yetiştirilen kadrolar hızla devlet kadrolarına polis,  askeri, akademik kadrolarda dahil olmak üzere bürokrasinin her tarafına yerleştirildi. Küresel sermayenin desteği ile ve düşük kur politikası ile ithal mal cenneti olan ülkemiz yerli fabrikaların hızla el değiştirmeye başlamasına sebep olmuştur. Fetö ; benden olmayan yaşamasın yaklaşımı ile her alanda yasa değişiklikleri ile özel sektörü de ele geçirmek istemiştir. AKP’nin her türlü desteği ile palazlanan Fetö  taki Gezi Olaylarına kadar canavarlaştı.

Gezi olayları ile Fetö’nün çok tehlikeli bir örgüt olduğu anlaşılmıştır. AKP’nin gelişinin ve icraatlarını yapan bu örgüt ve diğer cemaatler savaşı 2016 15 Temmuz olayları ile ne kadar zararlı olduğu anlaşılmıştır. Bu kadrolar ülke bürokrasi ve siyasetinden temizlenmediği sürece ülkemiz rahat nefes almayacağı aşikardır.

Atatürk bu yaşanacakları yüz yıl öncesinden gördüğü için bizlere “ Gençliğe Hitabe” hazırlamış olup madde madde bugünleri anlatmaktadır. Bu gerçeği görüp kendine gelmesi gerektiği her kes tarafından anlaşılmış olup 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramını kutlu olsun.

atatürk gençlik bayram türkiye

Yorum Yap
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı - Çevre Mühendisi Alpay AYDIN